|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Şu an sitede, 1 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz. |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| Pazartesi | 32 |
| Salı | 17 |
| Çarşamba | 21 |
| Perşembe | 26 |
| Cuma | 24 |
| Cumartesi | 8 |
| Pazar | 29 |
| Toplam: | 23869 |
| En Çok: | 156 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Üyelerimize teşekkür ederiz...
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
ARŞİV YAZILAR Ahmet SALTIK |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
D e r s i n a m a ç l a r ı ve öğrenme hedefleri
1. Öğreniciye, Gıda Hijyeni ve Atıklar (Food Hygiene & The Waste) çok disiplinli “sorun alanı” içinde bağlantılı 2 konuyu ve temel kavramlarını sunmak.
2. Giderek artan ve neredeyse durdurulamayan, denetlenemeyen çevre kirlenmesi karabasanının “atıklar” boyutunu tıbbi açıdan ele almak.
3. Kirlenen/kirletilen çevrenin ekolojik gerekircilik (determinizm) sonucu gıda / besin hijyeni
ve güvenliğini nasıl tehdit ettiğini tıbbi açıdan irdelemek.
4. Gerek atıkların doğrudan, gerekse başta su, gıdalar / besinlerin kirlenmesinden doğan
Halk Sağlığı sorunlarını incelemek. Örneğin çevresel kanserlerin bütün içindeki payı ve
hastalık yükü nün kavranması.
5. Gıda hijyeni ve atıklar sorun alanlarının karşılıklı etkileşimini irdelemek.
6. Her 2 sorun alanına ilişkin temel mevzuat bilgisini, hekime düşen görev, yetki ve
sorumluluk kapsamını öğrenmek.
7.Bir bütün olarak çevre kirlenmesinin, özelde gıda hijyeni ve atıkların toplumsal yükünü,
tıp ve sağlık hizmetlerinin önüne yığdığı engelleri ve günlük tıp pratiğinde, tanı-sağaltım-izlemde mutlaka gözönüne alınması gereken kısıtları gözönünde tutma, “çevre öyküsü” alma
alışkanlığı edinmek.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: YÖK’ün TIP FAKÜLTELERİNE NORM KADRO DAYATMASININ ARKAYÜZÜ |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
İŞ SAĞLIĞI ÖLÇÜTLERİ ve İŞYERİ HEKİMLİĞİ
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.com
İş ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği sorun alanı, ülkemizin önde gelen gündem başlıklarından biri olmalı. Ne var ki, gerçek durum tersine.
ILO kestirimlerine göre dünya genelinde,anılan sorun alanı,
küresel gelirin % 4'ü dolayında parasal kaynak yitimine neden olmakta.
2007 sonu gerçekleşmesine göre 54.5 trilyon $ tutarındaki bu rakamın % 4'ü,
2.2 trilyon $ tutuyor ve aynı yıl Türkiye GSMH'sı olan 659 milyar $'ın
3.5 katını buluyor.. Benzer yaklaşımla Türkiye de ulusal gelirinin % 4'ünü
bu sorun alanında gerekli koruyucu önlemleri almama yüzünden yitiriyorsa,
bu tutar yaklaşık 26.5 milyar $ demektir ve son derece ciddi bir büyüklüktür.
Türkiye, işçi sağlığı ve güvenliği alanında ILO Sözleşmeve Tavsiye Kararlarına
daha çok uyum sağlayarak, ciddi iş kazaları,meslek hastalıkları ve
bunlara ikincil ölümleri, sakatlanmaları (işgöremezlikleri) daha akılcı biçimde
yönetebilir, yönetmelidir. Söz konusu veriler bakımından 27 AB ülkesinin hepsinin
gerisinde kalmak acıdır. Tıp Fakültelerinde konunun eğitimine ağırlık vermenin
tek başına sorunu çözmeye yetmeyeceği son derece açıktır.
Ancak biz üzerimize düşeni yapmaya çabalamaktayız. Sorun bütüncüldür
ve küresel emperyalizmin dayatmalarından bağımsız değerlendirilemez.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Bir toplumun sağlık gereksinimini belirlemek, öngörmek önemli bir süreçtir.
Kolay değildir. Ciddi politik tercihlere dayalıdır.
Bilimsel yol ve yöntemleri vardır ve multidisipliner bir çabayı gerektirir.
Sermayenin değil, toplumsal yararın yeğlenmesi gerekir erdem adına..
AÜTF Dönem V dersi olarak (1 saat) ekteki power point dosyasında
gerekli çekirdek içerik sunulmaktadır.
Küreselleşen sermaye, "sosyal" olan her şeye, her olguya "fobik", tepkisel.
Oysa sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve adalet hizmetleri,
iç ve dış güvenlikle birlikte toplumu birarada tutan tutkal hizmetler.
Aman dikkat : Bu temel hizmetlerden yoksun kalan toplumlar dağılıyor!
Küresel emperyalizmin orta-uzun erimde saklanan hedefi bu mu yoksa?
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Tıp aslında sosyal bir bilimdir..
İliğine kemiğine dek sosyal bir bilimdir..
Nedendir?
KüreselleşTİRme çağında da böyle midir??
Okuyun, göreceksiniz..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sağlık Sosyolojisi, hekimlerce giderek artan bir ilgiyle izlenmektedir.
Bu power point dosyamızda, Sağlık Sosoyolojisi alanında hekim adayları
için temel bilgiler, ülkemiz özelinde verilerle işlenmektedir.
Yararlı olması dileğiyle..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
YAZ İSHALLERİ, GIDA HİJYENİ ve KORUNMA |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
DUYURU: Sayın Meslektaşlarım !.. |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
2008 ORTASINDA NASIL BİR TTB ??
Değerli Meslektaşlarım,
Sayın Dr. Ceyhun Balcı'nın " NASIL BİR TTB?" sorusu ve yanıtı son derece yerindedir.
Yazısının içeriğine tümüyla katıldığımı belirtmek isterim. ( hekimforumu@yahoogroups.com, 10.06.08)
Bu bağlamda, Sn. Dr. C. Balcı'nın yazısına ek olarak, bizim 3 yazımıza gönderme yapmak isterim :
İlki, http://www.hekimsaltik.com/index.php erişimi (linki) ile ulaşılabilecek olan
Değerli Tıbbiyeliler !... başlıklı 25.04.08 tarihli yazımızdır.
e-posta metnini şişirmemek için buraya almıyorum, lütfen bakınız..
İkincisi : 13.06.08 günü Ankara Tabip Odası Yönetimi’ne yolladığımız aşağıdaki yazıdır :
Değerli Meslektaşlarım Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri;
Öncelikle, Meslek Örgütümüzde hizmete istemli oluşunuz,
sonra da başarınız ve ATO Yönetiminde görev alışınız nedeniyle hepinizi kutlamak isterim.
Zor bir seçim dönemi geçirdik ve karma bir yönetim, üyelerin istenciyle belirdi.
Bütün meslektaşlarımızın, birbirinden çok kopmayan bir başarım ile göreve yaraşır oldukları açıktır.
Dolayısıyla; uzlaşmacı, barışçı, demokratik, saygılı, empatik ve hepsinden önemlisi olmak üzere
Yurtsever bir tutum ve çizgi ile sizden hizmet beklemekteyiz.
Gündemin makro ve mikro ölçekte ne denli ağır sorunlarla yüklü olduğu ortadadır.
Ortak düşman emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileridir.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Değerli okurlar,
Sayın Prof. Dr. Ahmet SALTIK'ın " Kırılmanın Kırılması " 5 Haziran 2008 Anayasa Mahkemesi Kararı ...
“ ..............
Başımıza neler örülmek istendiği ve nasıl direndiğimiz görülmeli, gelecek kuşaklar için ders oluşturmalı ve uyanıklık sağlanmalıdır. Zaten her şey unutulur, fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız…O gençlik ki, hiçbir şeyi unutmayacaktır... ”
Gazi Mustafa Kemal A T A T Ü R K
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Deniz’e,
Yusuf’a
Hüseyin’e!
“Biz Önemli Değiliz, bir Şey Önemlidir ki Türkiye ! Türkiye’yi Sevelim ! ”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan..
3 Fidan’ın idam edildiklerinin 36. yılndayızı..
6 Mayıs 1972 sabaha karşı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan,
Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nin verdiği kararı Meclis'in onaylamasıyla idam edildiler.
Deniz 24, Yusuf 23, Hüseyin 22 yaşındaydılar.
Ben de Hacettepe’de tıbbiye’nin 1. sınıfındaydım. 19. yaşımı sürüyordum.
3 ay önce, 12 Mart 1971’de askeri muhtıra verilerek Demirel hükümeti düşürülmüş ve tüm ülkede sıkıyönetim ilan edilmişti...
Onlara “anarşit” diyordu ortalama yurdum insanı.
Gerçekte de “anarşist” ler miydi bu insanlar? Ülkeyi karıştırma amacı mı güdüyorlardı ?
Egemenler ve araçları, gazeteler, radyolar ve devletin TV’si TRT öyle diyordu.
“Baş”larına büyük büyük ödüller ilan ediliyordu..
Yurttaş, bol sıfırlı rakamları bulan ödüllerle “sayın muhbir vatandaş” olmaya kışkırtılıyordu.
Oysa Onlar katıksız birer yurtsever, görkemli birer anti-emperyalist, “istiklal-i tamme” diye boğazını yırtarcasına haykıran Yüce Atatürk’ün öz evlatları olarak özgür birer TAM BAĞIMSIZLIKÇI idiler.. İnsan öldürmediler, hiçbir adi suça yönelmediler. Ama tertemiz eylemleri, iyi bilinen iç ve dış kurumlarca iğrenç biçimde kirletildi. Banka soygunları, gemi batırmaları, AKM sabotajları... gizli servislerce sahneye kondu ve bu halk kahramanlarının tabanla, yurttaşları ile, sömürülen emekçilerle doğal ittifakı dinamitlendi.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Doğu Perinçek'e ve İşçi Partisi’ne Selam Olsun ! Ahmet SALTIK |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Doğu Perinçek'e ve İşçi Partisi’ne Selam Olsun!
Türkiye Kamuoyuna ve Tarihe!
Aşağıda yer alan Sayın Cumhur Utku'nun yazdıklarına aynen katılarak imzamı atıyorum.
Benzer bir metni kaleme almaktaydım ki, görkemli bir örneğini okudum, yorulmama gerek kalmadı!
Tarihsel pratik, bize son tahlilde orta-uzun erimde, daima ama daima, şaşmaz bir kural olarak devrimcilerin, aydınlanmacıların, halkın-ulusun yanında olanların kazandığını öğretiyor.
Ne yapalım ki, diyalektiğin tunç yasası aynen böyle..
Biz Kemalistler, Kemal'in ülkesinde, bizlere bugün emperyalizmin maşalığı ile zulüm yapanlara da aydınlık ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir tam bağımsız Türkiye'de yaşama onurunu bahşedeceğiz.
Azim ve inançla,
Dostluk ve dayanışma ile.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sözde "Ergenekon Operasyonu" hakkında
BASINA ve KAMUOYUNA AÇIKLAMAMIZDIR
26.03.2008, Ankara
21 Mart 2008 günü sabaha karşı, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi önceki Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın, gözaltına alınmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Makamı’nın, iktidar partisi olan AKP hakkında İddianame düzenlemesinin hemen ardından gerçekleştirilen bu operasyonda gözaltına alınan kişilerin, cumhuriyetin değerlerini savunan ve bu alanda mücadele yürüten kişiler olması ve gözaltına alınış biçimleri tümümüzü hayret ve üzüntü içinde bırakmıştır.
Şayet bir suç varsa, hukuk sınırları içinde bunun kovuşturulması ve soruşturulması elbette gereklidir. Ancak içinde bulunduğumuz bu günlerde, görevini yaptığı için tehdit ve hakaretle karşı karşıya kalan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın durumu düşünüldüğünde, bütün yaşamları gözönünde olan aydınlarımızın, gözaltına alınmaları son derece
anlamlı bir durumdur.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
HALKIN SAĞLIĞI: AKP’nin Kökü Dışarıda Uydu Sağlık Politikaları, Temel Yurttaşlık Hakkının Gasbı |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Türban'ın Gerçek Kökeni Amerikan Emperyalizmi !... |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Evet, ne paranoya ya yanılsama (hezeyan), ne de her kökeni belirsiz sorunu emperyalizme yıkma kolaycılığı..
Diyorlar ya, “40 yıllık sorun.. “ diye.
Gerçeği itiraf ediyorlar.
Rastlantı değil bu söz.. Tam 40 yıl önce 1968’de Mısır’da kimi İslami terör örgütleri gizli bir toplantı yaptılar.
Kuşkusuz toplantının güdümleyicisi Atlantik ötesi trajik müttefikimiz idi. Yeşil Kuşak öğretisi (doktrini) diye bir tasarımları vardı.
SSCB’yi güneyden 3 ülke ile Pakistan, İran ( Şah baştaydı, Humeyni darbesiyle ABD’den kurtuldu, Pakistan ve Türkiye hâlâ uydu ! ) ve Türkiye kuşatacaklardı. Bu ülkelerde İslami rejim daha yeşil kılınacak ve komünizme karşı panzehir olarak set görevi üstlenecekti. Bir kılıf da bulundu, RCD : Kalkınma için Bölgesel İşbirliği ! Güdümlü toplantının somut eylem kararı şuydu : İSLAM SİYASALLAŞACAK, SİMGESİ DE TÜRBAN OLACAK !
O tarihe dek Türkiye’de, İmam Okulları ve İlahiyat Fakülteleri dahil, hiçbir kızımız başını örtmüyordu.
Türkiye’ nin gündeminden düşmüştü konu..
Böylesine bir sorunu kalmamıştı laikleşen ve uygarlaşan Atatürk ülkesinin.
Militanlar hemen göreve soyundular.
Kur'an’ın Nur ve Ahzap surelerinden bulunan 3 ayet yeniden yorumlandı !
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sayın Arkadaşlar,
2008 oldukça sıkıntılı bir yıl olacak görünüyor pek çok bakımdan..
Umar ve dileriz ki, 2008'de maskeler iyice düşer ve bu harami balayı dönemi daha fazla sürdürül(e)mez..
Halkımız da gerçekleri görür..Vargücümüzle, aklımızla, tarihsel deneyimimizle örgütlü olarak çabalamayı sürdürmeliyiz.
Ben çalışıyorum.. Bunu yaparsak biz kazanacağız..
"Benazir Butto Cinayeti ve Anglo-Sakson Emperyalizmi" başlıklı yazımı ve öbürlerini.. Web sitemden okuyabilirsiniz..
18 Aralık'ta Kıbrıs Türk Kültür Derneği binasında, Kuvayı Miliye Platformundaki görsel konferansımın konusu :
"YARGIÇ-SAVCI ATAYAN AKP : İYİCE DÜŞEN MASKE ve GİDEREK TIRMANAN MEŞRUİYET SORUNU" idi..
10 Kasım'da Sivas Cumhuriyet Üniv. de verdiğim görsel konf. ise;
"YÜCE ATATÜRK'ün ARAMIZDAN AYRILMASININ 69. YILINDA DEVRİMLER ve TÜRKİYE'nin GELECEĞİ" idi..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Hayvanlardan insanlara geçebilen iki yüz dolayında hastalık vardır. Bunlara Zoonoz ya da Zoonotik Hastalık denmektedir. Kurban Bayramlarında Türkiye’de yaklaşık 2 milyon dolayında hayvan kesimi yapılmaktadır.
Dolayısıyla, kurban kesimi sırasında değişik nedenlerle yaralanmaların yanı sıra, Zoonoz tehlikesi de artmaktadır. Fakat bu hastalıklar, yaralanmalar gibi hemen can yakıcı akut sorunlar doğurmadığından, gözden kaçabilmekte ve bu yüzden de ne yazık ki gereği gibi önemsenmemektedir. Ancak, kuluçka dönemi tamamlandıktan sonra belirti veren başta Şarbon, Brusellozis, Salmonellozis, kist hidatik.. olmak üzere kimi parazit hastalıklarının bir bölümüne tanı konabilmektedir.
Haliyle, kurban kesiminden bir süre sonra yalnızca bir bölümüne tanı konabilen bu hastalıkların kurban kesimiyle ilişkisi ve hastalık etmeninin o sırada alındığı unutulmaktadır. Kurbanlık hayvan etleriyle; Askariyazis, Teniyazis, Giardiyazis, Hidatidozis, Amipli Dizanteri gibi parazit hastalıkları; Hepatit A, Hepatit E, Çocuk Yaz İshali gibi virüs hastalıkları ve Tifo, Basilli Dizanteri, Gıda Zehirlenmesi, Tüberküloz, Brusella, Şarbon.. gibi bakteri hastalıkları geçebilmektedir...
Tıbbi adı Creutzfeldt Jakob Hastalığı [nvCJD] olan Deli Dana Hastalığı, İngiltere’de hayvan yemlerinin, özelleştişrme sonrasında kar hırsıyla yetersiz ısı ve sürede pişirilmesi ve denetimsizlik yüzünden çıkmış, 140+ insan ölümüne yol açmıştı. Onbinlerce sığırın yok edilmesi zorunlu olmuş ve milyarlarca dolar yitiğe yol açmıştı.
Dolayısıya gıda güvenliği kritik bir kamusal alandır ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, başta 5179 sayılı yasayla yüklendiği görevleri eksiksiz yürütmelidir. Kurbanlık hayvanların kaynakta, yolda ve kesildikleri alanlarda izlenmesi zorunludur. Unutmamak gerekir; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi denen ve ülkemizde son birkaç yılda elli’ye yakın can alan hastalık da bir zoonozdur ve temel nedeni hayvan hijyeninin eksikliğidir.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: CEVİZ KABUĞU’na Katılım.. 14 / 15 Eylül 2007, Ankara |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız. |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|